Aşı tereddütçüleri için çıkış! Salgın ancak böyle biter

Her geçen gün artan vaka sayıları ile Covid-19 salgını tüm yaşamımızı olumsuz yönde etkilemeye devam ediyor. Vaka sayıları kaygı verici düzeyde artarak 26 bin 597 yeni vaka ve 124 vefat sayısını bulmuş durumda. Uzmanlara göre bu önümüzdeki haftalarda yeni vaka sayısının 100 binlere ulaşacağını ve yeni bir salgın dalgasının yaklaştığının göstergesi.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ersin Akpınar, “İkinci yılına yaklaşan Covid-19 salgınının son bulabilmesi toplumun yüzde 70’inden fazlasının tam aşılanmış olması ve bunun 6 ay içinde tamamlanması gerek. Oysa ülkemizde şu an aşılama oranı yüzde 34.5 civarında. 2 doz aşısını olan 30.4 milyon kişinin yüzde 6’sı 3. doz aşısını olarak mutant virüse karşı korunma içinde yer almıştır. Geçici bir aşı temin sıkıntısı yaşadığımız bugünleri geride bıraktığımızda aile hekimliği çalışanlarının önemli katkıları ile günlük bir milyondan fazla aşılama yapabilecek sağlıklı insan gücü ve olanaklarına sahibiz”diyor.

Aşılanan kişinin sadece kendisini hastalıktan korumuş olmakla kalmayıp başkalarına bulaştırma riskini de ortadan kaldırdığına dikkat çeken Akpınar, aşılanmanın bu noktada bireysel bir tercih olmaktan çıkıp, toplum ve halk sağlığını ilgilendiren bir konu olarak değerlendirilmesi gerektiğini söylüyor. Aşılamada sürenin uzamasının aşıya dirençli ve tekrar tekrar hastalığa yol açabilecek mutantların oluşma riskini artırdığı görülüyor.

Küresel salgının gücünün, son birkaç yıldır küresel halk sağlığı sorunu haline gelen aşı reddi sorununu çözüp çözmeyeceği sorusu büyük merak uyandırıyor. Konunun çözümünde kamuoyu bilinci oluşturmanın çok önemli olduğu belirtiliyor. Prof. Dr. Ersin Akpınar, “Bu öneme istinaden ‘Covid-19 pandemi sürecinde türk toplumunun aşı bilinci ve aşılama davranışının değerlendirilmesi’ çalışması yaptık ve bazı konu başlıklarını araştırdık. Bu konu başlıkları arasında; ‘Salgın döneminde Türkiye’de aşılara olan tereddütün derecesi – nedenleri ve kaynağı nedir? Hangi demografik özelliklerden ve değişkenlerden etkilenir? Pandeminin Türkiye’deki aşı tereddütçülerine etkisi nasıldır’ gibi sorular bulunuyor” diyor ve devam ediyor;

Covid-19 aşısının Türk toplumunda talep görüp görmeyeceğini belirlemek için yaptığımız çalışmada, Covid-19 aşı tereddütü oranını yüzde 27.9 olarak tespit ettik. Aşı tereddütünde en sık dile getirilenin aşı güvenilirliği olduğunu saptadık. Katılımcılar yüzde 20.4’lük oranla, hastalanarak bağışıklık geçirmeyi aşı olmaya tercih ettiklerini söylediler” diyor.

Prof. Dr. Ersin Akpınar, bu noktada aşı tereddütü ile aşı reddinin farklı kavramlar olduğunu söyleyerek, “Aşıyı yaptırmakta gecikme veya aşıya ulaşılmasına rağmen kaygı duyup bilgi eksikliği içinde aşı yaptırmama durumunu ‘aşı tereddüdü’ olarak adlandırdıklarına dikkat çekiyor.

Peki aşı tereddütüne yol açan nedenler neler? En önemli nedenin yanlış ve bilimsel değeri olmayan bilgilerin kulaktan dolma şekilde yayılması ve vatandaşların sağlık okuryazarlığının düşük olması olduğu belirtiliyor. “Yarım gerçek en büyük yalandır” diyen ve 4 yaşındaki çocuğunu aşı yaptırmadığı için kaybeden Benjamin Franklin’in aşı tereddütçüsü ve karşıtlarıyla mücadele etmeye, bedelini ağır şekilde ödedikten sonra başladığına dikkat çekiliyor.

1) Hastalığı geçirmek aşı olmaktan daha iyidir YANILGISI: ‘Bırakalım hastalığı geçirsinler’ olarak tanımlanan ve ‘sürü bağışıklığı’ olarak adlandırılan bu durum, bedeli çok pahalı bir kumar olarak nitelendirilebilir. Hiç kimse hastalık sonrası ortaya çıkabilecek; Böbrek, kalp ve akciğer gibi kalıcı kronik hastalıklarla yaşam kalitesi ve sağlığını kaybetme riskini göze almamalıdır.

2) Covid-19 aşısı işe yaramıyor YANILGISI: Hastaneye yatan veya yoğun bakımda olan hastalarda tam aşılı olanların oranının yüzde 1-2 düzeyinde olması aşının ne kadar etkili olduğunun açık göstergesi. Aşılı kişilerde mutasyona uğramış (Delta varyantı vb.) Covid-19 virüsüyle hastalananların ölüm oranının ihmal edilecek düzeyde olması aşının hem hastalıktan hem de ölümden koruduğuna işaret ediyor. Endonezya’da günlük yeni vaka sayısı 28 bin228 ve ölüm sayısı da 1487 olarak bildirilmişken aynı gün Endonezya ile benzer yeni vakaya sahip İngiltere’de 24 bin 950 yeni Covid-19 vakasından ölen kişi sayısı 14 olarak kaydediliyor. Aşılama oranı yüksek olan İngiltere’nin verileri, aşılamanın ne kadar hayati bir uygulama olduğunu net biçimde gösteriyor.

3) Covid-19 aşısı çok hızlı bulundu YANILGISI: Moleküler biyolojinin gelişmesi tüm aşıların ve olası hastalık etkenlerinin yapısının anlaşılmasını çok hızlandırmıştır. 1950’li ve 60’lı yıllarda hastalık etkeninin özelliklerini anlamak onlarca yıl sürerken günümüzde bu birkaç ay içinde gerçekleşmekte ve gelişmiş aşı üretim teknolojileri ile çok kısa sürede aşı üretimi yapılabilmektedir.

4) Covid-19 aşısı yeni bir aşı olan mRNA ile DNA’mızı değiştirmektedir YANILGISI: mRNA teknolojisi ilk kez 1989 yılında kanser tedavisinde umut olarak kullanılan ve bu konuda çalışmaları halen devam eden biyoteknolojik bir uygulamadır. Denemeleri MS (Multipl Skleroz) gibi bazı nörolojik hastalıkların tedavisinde de gerçekleştirilmiştir. Kariko ve Weissman 2005 yılında mRNA’nın sentetik formüllerini üretip patentini almıştır. Kanser tedavilerinde denenen mRNA aşı teknolojisinin hedefi DNA’ya erişip değişiklik yapmak olarak planlansa da bunda başarı sağlanamamıştır. Kas içine yapılan mRNA aşısı hücre çekirdeğine erişemeyip bağışıklık sistemine ‘virüsün bir maddesini aldım’ bilgi ve uyarısı vermektedir. Buradan da anlaşılacağı gibi mRNA teknolojisi 32 yıllık bir geçmişe sahip bir teknoloji olup DNA değişimi yapmamaktadır.

5) Covid-19 aşılarında çip, cıva – alüminyum – metal ve manyetik malzeme var YANILGISI: Aşıların içinde bu maddelerin hiçbiri olmadığı gibi mevcut durumda bu maddelerin aşılara konulmasının bir mantığı da yoktur. Sosyal medya paylaşımları, Koronavirüs aşılarının, insanlara mikroçip takılması için iyi planlanmış bir kılıf olduğu iddialarıyla dolup taşıyor. Bu paylaşımlar arasında, insanların kollarının aşıdan sonra manyetik özellikler sergilemesi nedeniyle mıknatıs yapıştığını öne süren videolar var. Bu komplo teorileri ve videoların, aşı karşıtlığını artırmak ve aşı kararsızlığına neden olmak isteyen kişi ve grupların aldatmacası olduğu belirtiliyor.

6) Covid-19 aşısının yan etkilerinin fazlalığı insanların aşı sonrasında ölümüne neden oluyor YANILGISI: Covid-19 aşısının en sık görülen yan etkisi; Yorgunluk, baş ağrısı, aşı yapılan yerde kızarıklık benzeri kendiliğinden bir iki günde geçen durumlardır. Covid-19 aşısı sonrası aşıya bağlı ölüm bildirilmemiştir.

7) Covid-19 aşısı kısırlık yapıyor YANILGISI: 17 Haziran 2021 tarihinde dünyanın en saygın tıp dergilerinden Amerikan Tıp Cemiyetinin yayını ‘JAMA’da yer alan çalışmada mRNA aşısı olan erkeklerin üreme sisteminde herhangi bir problem oluşmadığı, tam tersine sperm sayısı ve hareketliliğinde artış gözlendiği belirtildi. Bu noktada üreme sistemini kötü etkileyenin aşı değil, Covid-19 virüsü olduğuna dikkat çekiliyor. ACE2 reseptörleri, testiste de akciğerdeki gibi son derece yoğun bulunduğu için virüs bu reseptörlere bağlanarak hücreleri etkiliyor. Bunun sonucunda testiste iltihap (enflamasyon) gelişiyor, testis hücrelerinden testosteron (erkeklik hormonu) salgılanması azalıyor ve hormonlarda sorun oluşması genç hastaların üreme sisteminin bundan olumsuz etkilenmesine neden oluyor. Bu durumun özellikle genç hastalarda ACE 2 reseptörlerinin yaşlılara göre daha fazla olmasından kaynaklandığı, bu nedenle de genç erkeklerin testislerinin Covid-19’dan daha olumsuz etkilendiği belirtiliyor.

Prof. Dr. Ersin Akpınar, “Tüm bu bilimsel verilerden sonra aşılanmayan kişinin ülkeye ve topluma bedeli ağır olacaktır. Sağlığın kâr getiren ticari bir faaliyet olarak görülmeyeceği ve küresel sağlığın yeniden tanımlanarak politikalar geliştirilmesi gerektiği ortadadır. Aşı olmayı reddedip önlemleri eleştirenler kendileri dışında; anne, baba ve diğer yakınlarının da hasta olmasına neden olup toplumda artan vakalar nedeniyle okulların açılmasını engelleyeceklerdir.

Bu nedenle Covid-19 aşılarıyla ilgili gerçekleri aktarmak ve doğruları izah etmek, aşı konusunda tereddütleri olan vatandaşlar için hayati önem taşımaktadır. Bu kişileri bilgilendirmek ve sağlık okuryazarlıklarını artırmak için medya, sosyal bilimciler, politikacılar, sosyal medya yöneticileri ve uzmanlarının sağlık çalışanlarıyla bir ekip olarak görev yapması sağlıklı bir toplum anlamına gelecektir” diyor.

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

istanbul escort istanbul escort istanbul escort istanbul escort istanbul escort istanbul escort kadıköy escort İstanbul escort avcılar escort esenyurt escort maltepe bayan escort avcılar escort beylikdüzü escort bakırköy escort halkalı escort şirinevler escort sefaköy escort maltepe escort izmir escort izmir escortBipopka escort ataşehir ataköy escort bayan maslak escort gaziantep escort