ABD merkezli yatırım bankası Morgan Stanley, dünya enerji piyasalarında belirsizlik devam ederse, ekonominin nasıl bir felakete sürüklenebileceğine dair dört farklı senaryo ortaya koydu. Bu senaryolar, küresel ekonomik çöküş ihtimalini gözler önüne seriyor.
Morgan Stanley, İran ile yaşanan gerilimler ve petrol fiyatları üzerine yaptığı değerlendirmede, gerilimin zamanla düşeceğini ve enflasyonda kısa süreli bir artış yaşanacağını öngörse de, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) bu süreçte sabırlı davranarak büyümeyi destekleyeceğini belirtti. Ancak bankanın sunduğu bu iyimser tablo, çeşitli “şok” senaryolarıyla zayıflıyor.
İlk senaryoda, petrol fiyatlarındaki ani artışların beklenenden daha hızlı bir şekilde sönümleneceği bir senaryo çiziliyor. Bu durumda tüketici güveninin artması ve harcamaların yükselmesi beklenirken, enflasyonun da direnç kazanarak 2027’de Fed’in 100 baz puanlık bir faiz artışı yapmasına neden olacağı öngörülüyor.
İkinci senaryoda, yapay zekanın iş süreçlerine entegrasyonunun verimliliği artırdığı fakat işsizlik oranını da yükselttiği belirtiliyor. 2026’da işsizlik oranının yüzde 4,5’e, 2027’de ise yüzde 4,8’e çıkması bekleniyor. Bu durum, iş gücü piyasasında zayıflama ve verimlilik artışı ile birlikte, Fed’in 2027’nin başında faiz indirimlerine gitmesine yol açabileceği tahmin ediliyor.
Üçüncü senaryoda, petrol fiyatlarındaki kalıcı artış nedeniyle enerji maliyetlerinin yükselebileceği ve enflasyonun hedeflenen seviyenin üzerinde kalacağı varsayılıyor. Kişisel Tüketim Harcamaları (PCE) endeksinin 2026’da yüzde 3,1, 2027’de ise yüzde 2,8 seviyelerinde olması bekleniyor. Ekonominin yeterince güçlü olmaması nedeniyle sert bir parasal sıkılaşmanın yapılamayacağı, bu nedenle Fed’in faiz oranlarını yüzde 3,50-3,75 aralığında tutacağı öngörülüyor.
Son ve en olumsuz senaryoda ise petrol fiyatlarının 2026 yılının üçüncü çeyreğine kadar varil başına 140 ile 160 dolar arasında fırlaması bekleniyor. Morgan Stanley’e göre, bu tür bir enerji şoku, hanehalkı harcama kapasitesini büyük ölçüde azaltarak tedarik zincirlerini bozacak ve talep yıkımını derinleştirerek küresel ekonomiyi resesyona sürükleyecek.
Tüm bu senaryolar, enerji piyasalarındaki belirsizliklerin ve olası şokların, küresel ekonomik istikrar için ne kadar tehdit oluşturduğunu gösteriyor.